Konya Tarihi » Konya Mutfak Kültürü 2
Konya Mutfak Kültürü 2

Konya mutfak kültürü II

Selçuklular Öncesi Dönemler ve Selçuklular Dönemi

 

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet AKMAN

S.Ü. Mesleki Eğitim Fakültesi

 

Kültürün bir parçası olan yemek yeme alışkanlıkları toplumdan topluma farklılıklar gösterir. Bir toplumun mutfak kültürü yaşam şekliyle yakından ilgilidir. Yaşam şeklinin değişmesi, mutfak kültürünün de zamanla değişmesine neden olur (1).

            Ayrıca bireylerin, dolayısı ile de toplumların yiyecek seçimi ve alışkanlıklarının meydana gelmesinde yaşanılan coğrafi çevre olanaklarının, toplumun kültürel yapısının, sosyo-ekonomik düzeyinin, eğitim ve öğretim durumunun etkili olduğu bilinmektedir. Her ülkenin kendilerine ait beslenme sistemleri ve yemek özellikleri olabileceği gibi, birbirinden ayrı, hatta çok uzakta yaşayan toplulukların da bazen bu faktörlerden dolayı, aynı veya birbirine benzer yemekler yaptıkları da görülmektedir. Özellikle günümüzde, çalışma koşulları insanları beslenme şekillerinde bir yakınlaşmaya doğru itmektedir (2).

            Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkler, uzun tarihsel geçmişleri nedeniyle zengin bir kültüre sahiptir. İlk çağdan, günümüze kadar birçok milletle komşuluk yapmış, onlarla iç içe yaşamış ve dolayısıyla yiyecek-içecek kültürü alışverişinde bulunmuşlardır. Bu oluşum yüzyıllarca devam etmiş, kültür tarihinin gelişimiyle yoğrulmuş ve şekillenmiştir. Türk mutfağı, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan geniş ve etkili bir coğrafya üzerinde oluşmuştur (3).

           

            SELÇUKLULAR ÖNCESİ DÖNEMLER

            Konya'nın Selçuklu akıncıları tarafından fethinden önceki devirlerdeki yemek kültürleri hakkındaki bilgimiz kısıtlı ve yeterli değildir. Kuşkusuz fetihten önceki zamanlardaki yemeklerde kullanılan maddeler; yine et ve tarım ürünleriydi. Bunlardan nasıl ve hangi koşullarda hangi yemeklerin pişirildiği bilinmemektedir (4).

            1071'de Anadolu'yu Türklere açan Malazgirt Savaşından önce Konya, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Grek, Roma ve Bizans gibi uygarlıkların sınırları içinde önemli bir yer almıştır (5).

Yeme içme konusunda diğerleri ile ilgili bilgilere sahip olmasak da Roma Dönemine (M.Ö.750 – M.S. 476) ait ilk bilgiler antik yazarlardan edinilmektedir. Romalıların ana menüsü “puls” adı verilen; su, süt ve buğday ununun karıştırılmasıyla elde edilen hamurdu. Romalılar pulsun yanındakatık olarak soğan, sarımsak ve peynir yerlerdi. İmparatorluk döneminde (M.Ö. 27 – M.S. 476) ise pulsun yanı sıra buğday ekmeği yemeğe başlanmıştır. Bu dönemde et ve balık yeme bir lüks olmaktan çıkmış, fakir halk tarafından da tüketilmeye başlanmıştır. Romalıların yediği hayvan etleri; domuz, koyun, keçi, sığır, kaz, ördek, tavus kuşu, çil tavuk, güvercin ve yaban domuzudur (6).

Bazı Romalılar günde iki, bazıları üç, nadir olarak da bazıları dört öğün yemek yerdi. Gündoğumundan üç saat sonra kahvaltı niteliğindeki öğünde; zeytin, hurma, tuz ve şaraba batırılmış ekmek tüketilirdi. Eğer kişi günde iki öğün yiyorsa; gündoğumundan 4-5 saat sonra yediği ilk öğün yarı kahvaltı, yarı yemek niteliğindeydi. Bu öğünde ekmek, bal, soğuk ve sıcak yemekler, salata bazen de meyve yer alırdı. Eğer kişi günde üç öğün yemek yiyorsa gün doğumundan 8-9 saat sonra yediği ikinci öğün günün esas yemeği (cena) kabul edilirdi. Bu öğünlerde her türlü sıcak ve soğuk yemekler yenirdi. Fakir halk genellikle iki öğün, askerler ise sadece bir öğün yemekle (prandium) yetinirlerdi.

Roma'da sofra araç-gereçleri arasında tuzluk çok önemli olup, en fakir ailelerin bile tuzluklarının gümüşten olmasına özen gösterilirdi. Zengin evlerinde yemek masası 9 kişinin oturabileceği büyüklükte ve “U” şeklinde olurdu. Zengin sofrasında yemek giriş yemeği (antre), ana yemek ve tatlı olmak üzere üç bölümden oluşurdu. Antrede iştah açtığına ve hazmı kolaylaştırdığına inanılan şarap-bal karışımı bir şerbet içilirdi. Ayrıca yumurta, acılı sosla hazırlanmış çeşitli sebzeler (lahana, pancar, kuzukulağı, pırasa, yer mantarı) ve zeytinle hazırlanmış salata, yumurtalı köfte çorbası, salyangoz veya istiridye ve tuzlanmış balık bulunurdu. Antreden sonraki ana yemekte genellikle et ve balık yenirdi. Dinsel bir anlamı ve önemi olduğu için ana yemekten sonra yemeğe bir süre ara verilirdi. Yemeğin son bölümünde ise tatlı veya meyveler tüketilirdi.

            Yemeklerin çoğu zeytinyağı ile yapılırdı. Bilinmesine rağmen yemeklerde hiç kullanılmayan tereyağı sadece ilaç yapımında kullanılırdı. Yemeklere katılan ilavelerin başında bal, tuz ve karabiber gelirdi. Bunların dışında rezene yağı, anason, kimyon, nane, maydanoz ve tarçın da kullanılırdı.          Bal, yağ ve kimyonun kaynatılmasından elde edilen şerbetin öksürüğe iyi geldiğine inanılırdı (6).

            Romalılar yemek ve sofra kültürü açısından çok zengindiler. Gösterişli sofra takımları ve dünyanın dört bir yanından gelen yiyecekleri vardı. Her şey çok görkemliydi ve Romalılar için yaşamanın anlamı yemekle eşdeğerdi. Sanki yaşamak için değil, yemek için yaşıyorlardı ve zaten çok kilolulardı (2).

 

            SELÇUKLULAR DÖNEMİ

            Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya geldikleri 12. Yüzyıl’dan sonra oluşmaya başlayan Türk Mutfağındaki, birçok yiyecek-içecek, yemek isimleri ve mutfak kültürü ile ilgili davranış kalıpları değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Bu yemek, yiyecek ve içecek isimlerine; paça yemeği, etli pide (etli ekmek), yufka yemeği, tutmaç, yahni, höşmerim, bulamaç, çörek, pekmez, sucuk, pastırma, yoğurt, ayran, peynir, boza ve kavut (helva) örnek olarak verilebilir (5, 7, 8, 9). Ayrıca; güveç, tencere, sac, ve şiş gibi mutfakla ilgili deyim ve terimler, yer sofrası, ikram usulleri gibi davranış kalıpları da günümüz Türk Mutfağında ve Konya Mutfak kültüründe halen yer almaktadır (5, 10).

 

            Selçuklular Devri Konya Mutfak Kültürünün Yazılı Kaynakları

            Selçuklular Devrinde, Türk Mutfağı içerisinde önemli bir yere sahip olan Konya Mutfak kültürünün köklerinin ve gelişme dönemlerinin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için tarihi kaynaklardan yararlanmak gerekir. Selçuklular Devri Konya Mutfak kültürü açısından en önemli yazılı kaynaklar şunlardır.

a.      Divanü Lugati-t Türk (1072-1073): Araplara Türkçe öğretmek için Kaşgarlı Mahmut tarafından sözlük olarak hazırlanan bu eserde, halen günümüzde Konya Mutfağında yer alan yiyecek ve yemek adlarına rastlanmaktadır (5). Ayrıca bazı yemek tarifleri ve mutfak araç gereçleri gibi bilgilerde vardır (7). Kaşgarlı’nın bu eserinde 11. Yüzyıl’da Türk Mutfağında yer alan içecek ve içkiler konusunda da ayrıntılı denebilecek tariflere yer verilmiştir (11). Yine aynı eserde, Anadolu Selçukluları yemek kültürüne kaynak ve temel olabilecek bilgiler bulunmaktadır (12).

b.      Kutadgu Bilig (11. Yüzyıl): Türklerin Karahanlı Devleti zamanında (932-1212), Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından yazılan bu eserde, daha çok Türk sofra geleneği, sofra düzeni ve sofra görgü kuralları, ziyafet türleri, yaşlılıkta beslenme gibi konulara değinilmiştir (7, 10).

c.      Mesnevi ve Divan-ı Kebir (13. Yüzyıl): İnsanları sevgi potasında birleştirecek bir gönül beraberliği felsefesinin kurucusu olan Mevlana eserlerinde; yemek, içmek, sofra ve mutfakla ilgili pek çok bilgiler vermiş ve 13. Yüzyıl Konya Mutfağını günümüze aktarmıştır (5).

d.      Ariflerin Menkıbeleri (13. Yüzyıl): Dönemin ünlü tarih yazarı Ahmet Eflaki’nin bu eserinde halen günümüz Konya Mutfağında yer alan yemeklerden (9) ve 13. Yüzyıl Konya’sındaki mutfak kültüründen bahsedilmektedir (7).

e.      Dede Korkut Hikayeleri (14. Yüzyıl): Ondördüncü Yüzyılın sonlarında yazıya geçirilen ve pek çok kısa hikayeden oluşan bu eserde; yoğurt, ayran, peynir, yahni gibi günümüzde Anadolu’da ve Konya’da yaşayan yiyecek adları geçmektedir (5, 10).

f.       Selçuknameler: Selçukluların beslenme ve mutfak kültürü hakkında da bilgiler veren eserlerdir (7, 13).

 

            Selçuklular Devrinde Konya Mutfak Kültüründe Yer Alan Besin Grupları

            Fetihten sonra ilk zamanlarda Selçuklu Türklerinin Konya’da uzun süre oturmayıp, İznik’e geçtiği, Konya’da kalan az sayıda asker ailesinin de kendi bildikleri yemekleri pişirip, tükettikleri belirtilmektedir.

            Zamanla dışarıdan çağrılan İslam-Türk nüfusunun Kafkaslardan ve Yakın Doğu’dan gelirken beraberlerinde yemek kültürlerini de getirdikleri, tahıl ve et yemeklerini Konya olanakları ile pişirirken o tarihlerde Konya’da yetiştirilen veya doğada kendiliğinden yetişen sebze ve otlardan da yemekler pişirildiği ve bu süreç sonucunda mükemmel Konya Mutfak kültürünün ortaya çıktığı düşünülmektedir (4).

 

Tahıllar ve Tahıl Ürünleri: Buğday, günümüzde olduğu gibi 13. Yüzyılda da Anadolu’da ve Konya’da yaşayan insanların en önemli geçim ve beslenme kaynağıydı. Buğday, Selçuklular zamanında daha başaklarındaki taneler sertleşmeden önce, alevde ütüldükten sonra dövülerek; olgunlaşan buğday ise, kışın ateşte kızartılarak yenirdi. Buğdaydan “yarmaş” adı verilen yarma ve bulgur yapılıyordu. Buğdaydan çeşitli içkiler ve bozalar da yapıldığı belirtilmektedir. Buğday ve arpa yıkanıyor, kurutuluyor ve değirmenlerde öğütülerek un haline getiriliyordu. Bugün olduğu gibi elenerek elde edilen saf undan yapılan besin maddelerinin başında ekmek geliyordu (7). Anadolu Selçukluları Konya’sında undan yapılan üç tür ekmek dikkat çekmektedir.

·     Somun: Bugünküne benzer özellikte olup, fırında ve tandırlarda pişirilmekteydi.

·     Bazlamaç: yumruk büyüklüğünde hamurun yassıltılarak pide gibi sacta veya fırında pişirilmesi ile elde edilen bazlama bugünde Konya’da çok sevilen bir ekmek türüdür.

·     Yufka: Divanü Lügati-t Türk’te adı “yuga”, Mesnevi’de “lavaş” olarak geçen yufka, bugün Konya’da “şepit” adıyla bilinmekte ve tüketilmektedir (12).

Yufkanın yağlanarak tulum peyniri ile dürülmesi ile elde edilen “dürüm”, içerisine peynir konarak ikiye katlanıp, pişirilen ve pişirildikten sonra yağlanarak tüketilen böreğin bugün olduğu gibi o dönemlerde de çok sevilerek tüketildiği belirtilmektedir.

Bunların dışında; “çukmın”, “sinçüy”, “çörek”, “kömeç”, “közmen” ve “kömbe” gibi birçok ekmek çeşidi Selçuklular Devri Konya’sında tüketilen tahıl ürünleridir. Tarımsal faaliyet sonucu elde edilen buğdayın fazlasının ambarlarda ve kuyularda saklandığı konusu Mevlana’nın beyitlerinde yer almaktadır (7).

 

Süt ve Süt Ürünleri: Selçuklular Devrinde, süt için kullanılan hayvanların başında inek gelmektedir. Bunun dışında; koyun, keçi, manda, deve gibi hayvanlarında sütünden yararlanıldığı bilinmektedir. Sütten yapılan; yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve yağ gibi yiyecek maddeleri Türklerin beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Süt ve süt ürünleri tek başına kullanıldığı gibi, çeşitli yemeklerin yapımında da kullanılıyordu (7).

 

Et ve Et Ürünleri: Türklerin beslenme akışkanlıkları içinde etin, çok özel bir yeri vardır. Çünkü tarihlerinin başlangıcından beri hayvancılıkla uğraşan bir toplum olarak yaşamışlar ve ekonomilerinin temelini de hayvancılık oluşturmuştur (7, 10).

            Selçuklular Devrinde Konya Mutfağında eti yenen hayvanlar sırasıyla; kuzu, koyun, erkeç, keçi, oğlak, at, tavuk, av kuşları ve balıktır (7). Et, taze olarak yendiği gibi, “söklünçü” veya “süklünçü” adı ile verilen kebapların yapımında da kullanılıyordu (12). Etin hayvanların zayıfladığı ilkbaharda yenmek üzere kurutularak “yazok et” (pastırma) haline getirildiği, ayrıca hayvanın ciğer ve kelle gibi kısımlarından da yararlanıldığı bilinmektedir. Sonuç olarak Selçuklular Konya’sında da eti yenen hayvanların hemen hemen her kısmı bugün olduğu gibi besin olarak kullanılıyordu (7).

 

Sebze ve Meyveler: Selçuklular, sebzeleri kendileri yetiştirdikleri gibi yabani olarak topladıkları çeşitli sebze ve otları da yiyorlardı. Mevlana; pırasa, tere, ıspanak, marul, kereviz, turp ve kabaktan bahsetmektedir. Ayrıca bahçelerde; soğan, sarımsak bazı tat vericilerde yetiştiriliyordu (7). Mevlana’nın en çok sevdiği yiyeceğin bol sarımsaklı yoğurt olduğu belirtilmektedir (12).

            Mevlana’nın eserlerinde adı geçen meyveler; hurma, turunç, incir, nar, elma, kavun, karpuz, armut ve koruğundan kurusuna kadar yer alan üzümdür (7, 10). Selçuklular, meyveleri taze olarak tükettikleri gibi kış için sebzeler gibi onları da kurutuyorlar ya da şurup ve şarap yapımında kullanıyorlardı (7).

 

Yağlar: Eskiden Türklerde sütten elde edilen taze tuzlanmamış tereyağa “sağyağ” denmekteydi. Günümüzde olduğu gibi “sağyağ”dan başka “yakrı” denilen iç yağ ile susamdan çıkartılan “küç” yağını da tüketiyorlardı. O dönemlerde yağ, aranan ve çok tüketilen besin maddelerinden biri olup, tek başına yendiği gibi, ekmeğe sürülerek veya eritilip ekmek batırılarak ayrıca yemeklere eklenerek kullanılıyordu. Mesnevi’de adı geçen diğer yağ çeşitleri ise, ceviz ve fındık yağlarıdır (7).

 

Şeker ve Şekerli Yiyecekler: Şeker, bal, helva, pekmez gibi tatlılar Mesnevi’de adı çok geçen besinlerdir. 13.Yüzyılda şekerin, şeker kamışından elde edildiği yine Mesnevi’de geçmektedir. Mevlana, şekerin dükkanlarda parayla satıldığını, Eflaki ise, 13. Yüzyıl Konya’sında helvacılar çarşısından bahsetmektedir.

            Türk Mutfağında, çok eski tarihlerden bu yana üzüm başta olmak üzere, çeşitli meyvelerin sularından yoğunlaştırılarak elde edilen pekmez ve bal Türklerin en önemli tatlı besinleri olmuştur (7). Baldan “arı yağı” şeklinde söz edilmektedir (2). Konya’nın etrafında 13. Yüzyılda üzüm bağları olduğu, sonbaharın başlarında da bağ bozumundan sonra Konya halkının pekmez yaptığını Eflaki’den öğrenmekteyiz (7).

 

Kuruyemiş ve Çerezler: Mesnevi’de çerezlerden de bahsedilmekte olup, en çok adı geçen çerezler ceviz ve kuru üzümdür. Ayrıca keçiboynuzu ve fıstıkta bahsedilen çerezlerdendir. Halen günümüzde de Konya’da kış günlerinde, özellikle kuru üzüm ve ceviz çerez olarak tüketilmektedir (7).

 

İçecekler: Selçuklular Devrinde Türkler hemen hemen her türlü besin maddesinden alkollü veya alkolsüz içecekler yapmasını biliyorlar ve bunlara “içkü” adını veriyorlardı. Türklerin en fazla sevdikleri içeceklerin başında ayran ve “bekni” (boza) geliyordu. Bekni adı verilen boza, başta darı olmak üzere, buğday ve arpadan yapılıyordu. Ayrıca darıdan yapılan “buğsum” adlı bir çeşit şarap veya bira benzeri bir içki daha tüketiliyordu.

            Kaynaklara göre asıl şarap, Oğuzların da aralarında bulunduğu bir Türk grubunun “süçik” veya “süçük”; bazı Türkmen boylarının ise renginden dolayı “kızıl süçük” adını verdikleri şaraptır. Renginden de anlaşıldığı gibi bu şarap üzümden kaynatılarak elde edilip, soğutularak içiliyordu. Türkler baldan da şarap yapmasını biliyorlardı (7).

 

            Selçuklular Devrinde Konya Mutfak Kültüründe Yer Alan Yemekler

            Selçuklu beslenme sisteminin ve yemeklerinin temelini et, yağ, yoğurt, buğday gibi besinler oluşturur. Yağ ve etin girmediği hemen hemen hiçbir yemek yoktur (7).

            Selçuklu devri yemeklerini; çorbalar, et yemekleri, hamur işleri, sebzeler ve tatlılar olarak sınıflamak mümkündür (12). Selçuklular Devrinde, Konya Mutfağında yer alan yemeklerden günümüz Konya’sında da halen tüketilenlerden bazıları şunlardır.

 

Çorbalar: Şehriye Çorbası (sarmucuk), Bulamaç Çorbası, Herise Çorbası, Yoğurt Çorbası (Düğün Çorbası) Selçuklular Konya’sında üzerine kızartılmış tereyağı dökülerek yenen tanınmış çorbalardır (5, 7, 8, 9, 12).

 

Kebap ve Pilavlar: Kebap, Kaşgarlı’nın eserinde “süklünçü” olarak geçmektedir. Selçuklular Devrinde kebap olarak bilinmekte ve çoğu zamanda “furun”da (fırın) yapılmaktadır. Selçuklu Konya’sı kebabının bugünkü “furun kebabı”ndan pek farklı olmadığı sanılmaktadır. Sultan Veled İbtida-name adlı eserinde “kebapla değil, açlıkla doy” diyerek öğüt vermektedir. Eflaki Konya’daki kebaplı pilavdan söz etmektedir (5, 7, 8, 9, 12). Günümüzde özellikle Konya il merkezinde evlenme, sünnet ve iftar davetlerinde sunulan “Konya Düğün Yemeği” menüsündeki en temel yemek “etli pilav”dır (14).

            Mevlevi kaynaklarından anlaşıldığına göre, Selçuklu Devri Konya’sında bulgur pilavının yanında sade, biberli, havuçlu, etli pirinç pilavları mutfakta yer almaktadır. Pirinç dışarıdan getirildiği için pek yaygın kullanılmadığı düşünülmektedir (7, 9).

 

Sebze Yemekleri: Selçuklu Devri Anadolu’su henüz domates, patates, patlıcan, bamya gibi sebzeleri tanımadığı için, yazılı kaynaklarda daha fazla sebze isimleri yer alsa da, yemek ismi olarak sadece kara pazı ve kabaktan bahsedilmektedir (2).

 

Diğer Yemekler:

Keşkek:Konya’da ve Anadolu’da bugün keşkek Selçuklulardan sonra, sevilen bir yemek olarak tüketilmektedir.

Tutmaç:Kaşgarlı’nın kaydettiğine göre “tutmaç” Türklere özgü bir yemektir. Selçuklu Devri Konya’sında çok bilinen ve adı Mevlevi kaynaklarında sık sık geçen Tutmaç, inceltilmiş hamurun, dört köşe küçük küçük kesilerek üzerine kıyma konması ve üçgen şeklinde katlanmasıyla yapılır, sıcak suda haşlanarak, sarımsaklı yoğurt ve eritilmiş tereyağı ile yenirdi (günümüzde mantı) (5, 7, 8, 9, 12).

Sütlaç: Sütlü aş demek olan sütlaç yemekler arasında görülmekte ama muhallebi ve kazandibi gibi tatlılar bilinmemektedir (12).

 

            Bu makalede ele alınan Selçuklular Dönemi ve öncesi dönemler Konya yeme-içme adetleri ve mutfak kültürünün kökleri Orta Asya’ya kadar uzanmaktadır. Diğer taraftan Anadolu’nun Asya ve Afrika Kıtalarının kavşak noktası oluşu, Selçuklular’ın daha sonrada Osmanlılar’ın yemek kültürüne de yansımıştır. Orta Asya’nın et ve mayalanmış süt ürünleri, Mezopotamya’nın tahılları, Akdeniz çevresinin sebze ve meyveleri, Güney Asya’nın baharatları; bütün bunlar birleşip zengin bir, yemek kültürünün doğasını sağlamıştır.

Türkler Anadolu’ya yerleştiklerinde bu topraklarda binlerce yıldır yaşamakta olan kavimlerin yiyecek-içecek adetleri doğal olarak yöresel karakter taşıyan bir yapıdaydı. Türkler’in et ağırlıklı mutfağı ile yöresel Anadolu mutfakları kaynaştı. Ege Adaları ve Ege kıyılarından balık ile zeytinyağı, Güneyden şerbetli tatlılar, Bizanstan Roma mutfağı adeta bir potada eridi. İmparatorluğun geniş topraklara yayılması ile birlikte Orta Doğu, Güney Akdeniz ve Avrupa yemekleri de bu potaya girerek Anadolu mutfağını daha da geliştirdi, zenginleştirdi.

 

            KAYNAKLAR

1.       Sürücüoğlu, M. S., Akman, M., 1998.  Türk Mutfağının Tarihsel Gelişimi ve Bugünkü Değişim Nedenleri, Standart Dersisi, 439 ,1 ,42 - 54.

2.       Akman, M., Mete, M. 1998. Türk ve Dünya Mutfakları, Selçuk Üniversitesi Basımevi, Konya.

3.       Gülal, M., Korzay, M. 1987. Yemek Pişirme. M.E.G. ve Spor Bakanlığı Yayınları: 762 Ders Kitapları Dizisi:284, İstanbul.

4.       Odabaşı, S. 2003. Osmanlı Dönemi'nde Konya. T.C. Konya Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Yayını, No: 45, Konya.

5.       Halıcı, N. 2005. Konya Yemek Kültürü ve Konya Yemekleri, Rumi Yayınları-9, İstanbul.

6.       Gür, S. 2005. Antik Dünyada Günlük Yaşam. Simge&Akdeniz Yayınevi, Antalya.

7.       Sürücü, M. S., 2008. Selçuklularda Beslenme ve Mutfak Kültürü, Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar, Cilt:15, s. 63-109.

8.       Halıcı, N., 2009. Türk Mutfağı, Oğlak Yayıncılık, İstanbul.

9.       Halıcı, N., 2007. Mevlevi Mutfağı, Metro Kültür Yayınları No:1, İstanbul.

10.    Akman, 1999.  Osmanlılarda Yeme-İçme Alışkanlıkları ve Mutfak Kültürü,    Uluslar arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, 07-09. Nisan, Konya, Türkiye.

11.    Genç, R., 2002.XI. Yüzyılda Türk Mutfağı, Yemek Kitabı, s. 3-17, Kitabevi-181, İstanbul.

12.    Önder, M., 1982. Selçuklu Devri Yemekleri, Geleneksel Türk Yemekleri ve Beslenme, s. 249-254, Doğuş Matbaası, Konya.

13.    Oral, M. Z., 2002.Selçuklu Devri Yemekleri ve Ekmekleri, Yemek Kitabı, s. 18-34, Kitabevi-181, İstanbul.

14.    Bodur, S., Güler, S., Akman, M., 1996. Konya Düğün Yemeği Üzerine Bir Çalışma, Beslenme ve Diyetetik Dergisi, 25:2, s. 38-40.


Yorum Ekle

Ad Soyad*
Eposta*
Başlık*
Yorumunuz*
Beni hatırla
* = Doldurulması zorunlu alanlar.
Foto Galeri Video Galeri
Hava Durumu
KONYA
  • ADANA
  • ADIYAMAN
  • AFYON
  • AĞRI
  • AKSARAY
  • AMASYA
  • ANKARA
  • ANTALYA
  • ARDAHAN
  • ARTVİN
  • AYDIN
  • BALIKESİR
  • BARTIN
  • BATMAN
  • BAYBURT
  • BİLECİK
  • BİNGÖL
  • BİTLİS
  • BOLU
  • BURDUR
  • BURSA
  • ÇANAKKALE
  • ÇANKIRI
  • ÇORUM
  • DENİZLİ
  • DİYARBAKIR
  • DÜZCE
  • EDİRNE
  • ELAZIĞ
  • ERZİNCAN
  • ERZURUM
  • ESKİŞEHİR
  • GAZİANTEP
  • GİRESUN
  • GÜMÜŞHANE
  • HAKKARİ
  • HATAY
  • IĞDIR
  • ISPARTA
  • İÇEL
  • İSTANBUL
  • İZMİR
  • KAHRAMANMARAŞ
  • KARABÜK
  • KARAMAN
  • KARS
  • KASTAMONU
  • KAYSERİ
  • KIRIKKALE
  • KIRKLARELİ
  • KIRŞEHİR
  • KİLİS
  • KOCAELİ
  • KONYA
  • KÜTAHYA
  • MALATYA
  • MANİSA
  • MARDİN
  • MUĞLA
  • MUŞ
  • NEVŞEHİR
  • NİĞDE
  • ORDU
  • OSMANİYE
  • RİZE
  • SAKARYA
  • SAMSUN
  • SİİRT
  • SİNOP
  • SİVAS
  • ŞANLIURFA
  • ŞIRNAK
  • TEKİRDAĞ
  • TOKAT
  • TRABZON
  • TUNCELİ
  • UŞAK
  • VAN
  • YALOVA
  • YOZGAT
  • ZONGULDAK
oC
Perşembe Cuma Cumartesi Pazar
Fasıl Kutusu
Namaz Vakitleri
KONYA
  • ADANA
  • ADIYAMAN
  • AFYON
  • AĞRI
  • AKSARAY
  • AMASYA
  • ANKARA
  • ANTALYA
  • ARDAHAN
  • ARTVİN
  • AYDIN
  • BALIKESİR
  • BARTIN
  • BATMAN
  • BAYBURT
  • BİLECİK
  • BİNGÖL
  • BİTLİS
  • BOLU
  • BURDUR
  • BURSA
  • ÇANAKKALE
  • ÇANKIRI
  • ÇORUM
  • DENİZLİ
  • DİYARBAKIR
  • DÜZCE
  • EDİRNE
  • ELAZIĞ
  • ERZİNCAN
  • ERZURUM
  • ESKİŞEHİR
  • GAZİANTEP
  • GİRESUN
  • GÜMÜŞHANE
  • HAKKARİ
  • HATAY
  • IĞDIR
  • ISPARTA
  • İÇEL
  • İSTANBUL
  • İZMİR
  • KAHRAMANMARAŞ
  • KARABÜK
  • KARAMAN
  • KARS
  • KASTAMONU
  • KAYSERİ
  • KIRIKKALE
  • KIRKLARELİ
  • KIRŞEHİR
  • KİLİS
  • KOCAELİ
  • KONYA
  • KÜTAHYA
  • MALATYA
  • MANİSA
  • MARDİN
  • MUĞLA
  • MUŞ
  • NEVŞEHİR
  • NİĞDE
  • ORDU
  • OSMANİYE
  • RİZE
  • SAKARYA
  • SAMSUN
  • SİİRT
  • SİNOP
  • SİVAS
  • ŞANLIURFA
  • ŞIRNAK
  • TEKİRDAĞ
  • TOKAT
  • TRABZON
  • TUNCELİ
  • UŞAK
  • VAN
  • YALOVA
  • YOZGAT
  • ZONGULDAK
 Anket
Konya Lezzetlerinden Hangisini Tercih Edersiniz?
Topalak
Kaygana
İrmik Helvası
Sacarası
Su Böreği
Zerde
Etli Pilav
Düğün Çorbası
Bamya
Börek
Mevlana
Etliekmek
Fırın Kebap
Arabaşı
     Diğer Anketler
Döviz Kurları
DOLAR3.4703
EURO4.1660
iMKB105316
Bugünkü ziyaretçi sayısı   : 62
Toplam ziyaretçi sayısı     : 742995